8 yıl önce bu merkezi açtım. Bugün 2026'dayız. Bu sayfa reklamcı dilinde değil. Klinikte hastama ne diyorsam — onu yazdım. Yedi inancım, yola çıkış hikâyem ve bundan sonraki 5 yıllık planım.
Bunu birkaç hasta sordu. "Hocam siz neden odyolog oldunuz?" Cevap kısa değil.
2014 yılıydı. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji bölümünü kazandığımı görünce ailem önce şaşırdı. "Odyoloji ne demek?" dediler. O zamanlar Türkiye'de bu meslek henüz çok bilinmiyordu. Doktorluğa benzer ama doktorluk değil — bunu açıklamak iki yılımı aldı.
Lisans dönemi boyunca aklıma kazınan bir vaka var. 4. sınıftaydım, klinik staj döneminde. 72 yaşında bir teyze geldi. Eşi vefat etmişti, evde tek başına yaşıyordu. Konuşma odyometri sırasında kelimeleri tekrar etmeye çalışırken gözleri doldu — "Hocam, eşim öldükten sonra benimle kimse konuşmuyor zaten. Ne fark eder ki" dedi. O an, mesleğin neden anlamlı olduğunu anladım. Cihaz takmak teknik iş. Ama o teyzenin telefonda kızıyla yarım saat sohbet edebilmesi — bu başka bir şey.
Mezun oldum, klinik pratik eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde tamamladım. JCI akredite eğitim — Türkiye'deki kaliteli klinik pratik veren sayılı kurumdan biri. Diploma numaram 2018-075. Bunu sayfalarda yazmamın sebebi övünmek değil, hastalarıma standardımı göstermek. Bir odyologun nereden geldiği önemli — hangi ekiple çalıştığı, hangi protokollerle yetiştiği.
2018'de Çankaya'da kendi merkezimi açma kararı ürkütücüydü. Ankara'da onlarca işitme cihazı merkezi vardı. Niye yeni biri açacaktım ki? Cevabım o günlerden bugüne aynı: çünkü yapılan işin %80'i klinik standartlardan uzak görünüyordu. Hastalar yarım saatlik testlerle, REM olmadan, takip planı olmadan cihaz alıyorlardı. Bu yapıyı değiştirmek istedim — kendi merkezimde, kendi kurallarımla.
İlk yıl zordu. Hasta gelmiyordu. Reklam vermiyordum çünkü inanmadığım şeyleri yazmak içime sinmedi. Bir gün, bir hasta — emekli polis, 67 yaşında — bir hastaneden yönlendirilmemiş, kendi başına gelen ilk hastam. İki saat oturduk. Tam odyometri, REM, NAL-NL3 reçete. Cihazı taktığında "Ben 5 yıldır kızımın sesini bu kadar net duymamıştım" dedi. O hafta evde uzun düşündüm. Reklam para kazandırır ama bu hastanın ailesine söyleyeceği şey her şeyden değerli. Hâlâ aynı yolda yürüyorum.
8 yıl sonra, 2026'dayız. Klinikte 5 yıllık takipteki hastalarım var. 2018'de cihaz taktığım emekli polis bey hâlâ geliyor — pil değiştiriyoruz, ayar revize ediyoruz. Bu süreklilik, mesleğin asıl ödülü. Bir de — şu yazıları okuyan birisi varsa: yazdıklarım reklamcı dilinde değil çünkü başka türlü yazmayı bilmiyorum. Hastama klinikte ne diyorsam, o şekilde yazıyorum. Bu sayfayı bitirip, bir sonraki hastam için odaklanacağım.
Bunlar slogan değil. Klinikte uyguladığım kurallar. Eğer biri size cihaz satmaya çalışıyorsa ve bu yedi şeyden birini yapmıyorsa — ikinci bir görüş alın.
Bunu söylemek kolay. Yıllar içinde fark ettim ki klinikte oturduğumda hastam karşımdaki kişi, "ne kadar para harcayacağım" sorusuyla değil "torunumun sesini duyabilecek miyim" sorusuyla geliyor. Bu fark her şeyi değiştiriyor. Bir cihazı raftan çekip kutuyu uzatmak satıcı işidir. Hastamın günlük hayatına o cihazı oturtmak — onu odyolog yapan şey budur. İkisini birbirine karıştırmıyorum.
Türkiye'de işitme cihazı satan yerlerin %80'inden fazlasının REM (Real-Ear Measurement) cihazı yok. Olanlar bile çoğu zaman kullanmıyor. Çünkü zaman alıyor. Çünkü ek emek istiyor. Yazılım hedefi ile gerçek kulakta çıkan ses arasında 5-15 dB sapma normaldir — bu da hastanın "duymuyorum" demesi demektir. Bizde her hasta REM'den geçer. İstisna yok. Bunu pazarlama sloganı olarak değil, klinik etik olarak yapıyoruz.
Bunu yıllarca sustum, artık susmuyorum. Bazı KBB doktorları, bazı hastane personeli, hastayı belirli işitme merkezlerine yönlendiriyor. Komisyon karşılığında. Bunu söylemek bana zor geliyor çünkü hekim mesleğine saygım büyük. Ama gerçek bu. Hastanın hakkı, herhangi bir SGK anlaşmalı merkezi seçmektir. Yönlendirildiğiniz yere gitmek zorunda değilsiniz. Bu sayfada size haklarınızı yazdım — okuyun, paylaşın, dağıtın.
Yasal iade süresi 7 gün. Biz 14 gün veriyoruz. Cihaz takılı kullanılmış olsa bile. Bu pazarlama hilesi değil. Şu mantıktan geliyor: eğer cihaz size uymadıysa, suç sizin değil. Bizim doğru ürünü doğru ayarla veremediğimizdir. Bu durumda parayı tutmak ahlaki değil. 8 yıllık serüvenimde ortalama yılda 2-3 iade aldık. Çünkü işimizi düzgün yaptığımızda iade gerekmiyor. Ama hata yapma riskimiz her zaman var — o zaman bedelini biz öderiz, hasta değil.
Bunu iki sebepten söylüyorum. Birincisi: bir butik kuyumcuyu en pahalı yüzüğü satmaya zorlayan ekonomik sebepler bende yok — komisyonum cihazın fiyatından gelmiyor. İkincisi: gerçekten gözlem ettim ki 60 yaşında rutin sosyal hayatı olan biri için orta seviye cihaz, gürültülü restoran ortamında çalışan birine göre çok daha uyumlu olabilir. Premium her zaman daha iyi değildir. Sizin için doğru olanı bulmak benim işim. Ben bunu yapmazsam bu mesleği boşuna seçmişim.
Lancet 2020 raporu var. İşitme kaybı tedavi edilmediğinde demans riski %35 artıyor. Bu istatistik. Klinikte gördüğüm ise daha sarsıcı. 5-7 yıl ihmal edilen hafif kayıplar, cihazla ilk uygulamada hastanın "sesi duyduğum halde anlayamıyorum" şikayetiyle geliyor. Beyin işitsel kortekste kullanılmayan alanları başka işlere veriyor. Geri çevirmek mümkün ama uzun süre alıyor. Bu yüzden 50 yaşında ilk testi öneriyorum. 65'te zorunlu hale geliyor. Bunu pazarlama amacıyla değil, klinik gerçek olarak söylüyorum.
Bir cihazın ömrü 5-7 yıldır. Biz hastayı kutusunu verip uğurlamıyoruz. İlk hafta kontrol, 1 ay sonra ayar, 3 ay sonra fine-tuning, 6 ayda bir tam revizyon. Pil değişimi, yedek parça, yazılım güncellemesi — hepsi yıllar sonra bile bizim sorumluluğumuz. Bu yüzden bizden cihaz alan hasta listemizde 8 yılın hastaları halen kayıtlı. 2018'de takılan cihaz, 2026'da hâlâ bizim ayarımızla çalışıyor. Bu süreklilik bizim mesleki gururumuz.
Beş yıl sonra nerede olmak istiyoruz? Pazarlama tahminleri değil — somut hedefler.
Mevcut Tunus Caddesi merkezimizde 2. odyometri kabini kurulumu (Eylül 2026 hedef). Web sitemizde Türkçe işitme sağlığı kütüphanesinin tamamlanması — 100+ sayfa derinliğinde içerik. YouTube kanalında haftalık klinik vaka anlatımları başlatma. ONODER 2026 kongresinde poster sunum.
Çocuk odyolojisi alanında daha derin uzmanlaşma — özellikle DSL v5 reçete formülünde sertifikasyon ve oyuncak-bazlı oyun odyometrisi (CPA - Conditioned Play Audiometry) ekipmanı. 0-6 yaş takip programı. Yenidoğan tarama pozitif çıkan ailelere ücretsiz konsültasyon.
Türkiye'de tinnitus rehabilitasyonu için yapılandırılmış programa sahip merkez sayısı az. Bizim hedefimiz Tinnitus Retraining Therapy (TRT) ve sound therapy programı oluşturmak. Buna paralel bilişsel davranışçı terapi yapan psikolog ile partnership kurulumu.
Klinik vaka serilerimizden Türkçe peer-reviewed dergiye 2-3 yayın hedefi. Türkiye'de NAL-NL3 vs. NAL-NL2 reçete formülü karşılaştırma çalışması. SGK işitme cihazı bedellerinin reel maliyet karşılaştırması. Bu yayınlar ChatGPT ve diğer AI motorlarının da bizi "kurumsal otorite" olarak tanıması için zemin oluşturacak.
Kendi merkezimizde yeni mezun odyologlar için 6 aylık klinik pratik programı. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde aldığım klinik pratik eğitimini paylaşmak istiyorum. Türkiye'de odyolog mezun sayısı artıyor ama kaliteli klinik pratik imkânı az. Bu boşluğu doldurmaya çalışacağız.
Eğer bir yerlerde yanlış bir uygulamayla karşılaştıysanız — REM yapmayan bir merkez, hastane yönlendirmesi, abartılı fiyatlar — bana yazın. Cevap vermek bana zaman kazandırır mı? Hayır. Ama meslektaşımın yanlış uygulaması Türkiye'de bu işin standardını düşürüyor. Bu yüzden mektubunuz değerli.