Yazıyı yazmadan önce uzun düşündüm. Çünkü 'pişmanlık' kelimesi mesleki içerikte pek görmediğimiz bir başlık. Ama dürüst olmak gerek bazen.
8 yıl klinik deneyim oluyor neredeyse. (Lisans 2018'de bitirdim, kliniklerde de aktif staj yaptım — toplamda yaklaşık 10 yıl bu işle iç içeyim.) Yıllar boyunca yaklaşık 2.500 hasta gördüm. Aralarında bazı kararlarım vardı ki, geriye dönüp baksam farklı yapardım. Bunları paylaşmak istiyorum — hem kendi hesabımı tutmak için, hem de aynı hatadan başka odyologlar kaçınsın diye.
Birinci pişmanlık: Erken kariyerimde fiyat-baskısı altında karar verdiğim bir vaka.
2019 yılında bir hasta gelmişti — 65 yaşında, oldukça düşük gelirli, SGK'ya da emekli değil çalışan kategorisinde. SGK katkısı limitti, fark ödemesi gerekiyordu. Ben o zaman daha az deneyimliydim, hasta zorlukla ödeme yapacaktı. Ona orta segment cihaz önerdim — yeterli olur diye düşündüm. Halbuki kayıp profili daha güçlü amplifikasyon istiyordu, premium segment uygundu.
1 yıl sonra hasta geri geldi: 'Hocam ben memnun değilim, gürültülü yerde anlamıyorum.' Cihazı değiştirmek için tekrar SGK döngüsü gerekiyordu — 5 yıl beklemesi gerekti. Yanlış cihazla 5 yıl yaşadı. Bugün olsa, hastayla daha açık konuşurdum: 'Bu cihaz size yetmez, üst segmentin fiyat farkı X. SGK'nın 5 yılını harcamadan önce iyi düşünün' derdim. O zaman 'fiyat baskısına teslim olarak yanlış cihaz vermek' yerine 'doğru cihaz için kaynak yaratmaya yardım etmek' tercih edilirdi.
İkinci pişmanlık: REM'i daha geç yapmaya başladım.
İlk 1 yıl klinik pratiğim Hacettepe'deydi — orada REM standart uygulamaydı. Ama 2018'de kendi merkezimi açtığımda, ekonomik baskı nedeniyle REM cihazı (~600.000 TL) almak yerine başlangıçta 'sadece yazılım hedefi' kullandım. Bu 6 ay sürdü. O 6 ayda yaklaşık 80-90 hasta cihazlandı.
Audioscan Verifit 2'yi 2019'da aldım. Aldığım hafta eski hastalarımdan birini tekrar çağırdım — REM yaptım. Hedef ile gerçek arasında 11 dB sapma vardı. Hasta 6 ay düşük amplifikasyonla yaşamış. Düzelttik, 'Hocam ses bambaşka oldu' dedi. O an çok kötü hissettim — diğer 80 hasta da benzer sapmalarla yaşıyor olabilirdi.
Bütün eski hastaları 6 ay içinde aşamalı olarak geri çağırdım, ücretsiz REM yaptım, gerekli düzeltmeler yapıldı. Pahalı bir hata oldu — hem klinik kalite, hem mali olarak. Bugünden geriye baksam, REM cihazı olmadan hiç açılmazdım merkezi. 'Sonra alırım' yerine 'aletsiz iş yapma' kuralı daha doğru.
Üçüncü pişmanlık: Hastanın sosyal beklentisini bazen küçümsedim.
Bir genç hasta vardı — 24 yaşında, doğumsal işitme kaybı, üniversite öğrencisi. Ona güçlü amplifikasyon gerekli olduğu için BTE (kulak arkası) cihaz önerdim. Cihaz teknik olarak doğruydu. Ama hasta üzüldü: 'Hocam, ben görünmez bir şey istiyordum, kulağımda büyük bir şey görünmesin diye.' Ben 'BTE bu kayıp için zorunlu, RIC yetmez' dedim — teknik açıdan haklıydım.
Hasta cihazı aldı, taktı, ama bir hafta sonra bıraktı. 'Görüntüden rahatsız oluyorum, dışarı çıkamıyorum' dedi. 6 ay sonra başka merkeze gidip bir RIC almış. RIC yetersiz amplifikasyon veriyordu, hasta yine yarısını anlıyordu. Ama görünmezdi. Hasta 'duymak yerine görünmemeyi' tercih etti.
Bugün geriye baksam, RIC önerirdim — 'BTE klinik olarak ideal, ama RIC sizin için pratik olur, kabul edersek %75 fayda alırız %100 yerine' diye konuşurdum. Klinik mükemmellik ile hasta tercihi arasındaki dengeyi öğrenmem 2-3 yıl sürdü.
Genel bir mesaj: Hata yapmamış olmak iyi mi? Hayır. Hata yapmadan büyümüyoruz. Bu üç pişmanlığım sayesinde bugün daha iyi odyologum. Asıl mesele hatalardan ders almak ve tekrarlamamak.